“Mağduriyet”e Karşı “Haklı Şiddet” Göstermek Doğru mu? (Özgün Yazı-1)

Yazıya başlarken Ömer Hayyam’ın bir şiirinden iki dizeyi, iki kelimesini değiştirerek size aktarmak istiyorum:

Bana kötü deyip kötülük edeceksen

(Ey Arkadaşım!) Ne farkın kalır benden söyle!

Bu dizelerde işaret edilenleri, insan ilişkilerinde görebiliriz. Bir arkadaşımızın üzerinde yanlış olduğunu düşündüğümüz bir davranışı ağır ve sert bir üslupla eleştirmek yerine tatlı-sert ve yapıcı bir üslupla eleştirmemiz bu dizelerin karşılığı olabilir.

Yine aynı dizeleri temel alarak tarihten bir örnek verecek olursak: Britanya İmparatorluğu Güney Afrikadan geri çekilirken “kendi kaderini tayin hakkı”nı yerli çoğunluğa değil sırf beyaz azınlığa tanımıştı. Siyah halkı, tam anlamıyla bir “iç sömürge” konumunda tutmak için apartheid isimli rejim kurulmuştu. Böylece haklı savaş koşulları, diğer bir değişle, “haklı şiddet” koşulları oluşmuştu. Oysa Robben Adası’nda 27 yıl geçiren Nelson Mandela ve diğer Afrika Ulusal Kongre (ANC) önderleri böyle bir rekabete aldırış etmediler. Ne kadar zorlansalar da pes etmeyip inatla direndiler, sabrettiler.

Sanki bu yazının başındaki dizelerin işaret ettiğini yaptılar! “Kötü”ye, “kötülük” yöntemiyle cevap vermediler.

Oysa diğer taraftan, Nelson Mandela’nın eşi Winnie Mandela ve onun “delikanlıları” ve özel korumaları dışa ve içe dönük şiddet uyguladılar. “Muhbir”lerinin ve karşıtlarının başlarına “gerdanlık” yani otomobil lastiklerini geçirip, benzin döküp yaktılar. 13 Nisan 1986 tarihinde Winnie Mandela yapılanları açıkça savundu ve “Bu ülkeyi, kibrit kutuları ve gerdanlıklarımızla kurtaracağız” dedi. Yani Winnie Mandela ve çevresi yukarıdaki dizelerdeki “kötülük” yöntemini seçtiler. “Haklı şiddet” yöntemini seçtiler.

Cehennemden geçiyor olmalarına rağmen, ANC ve bizzat Nelson Mandela, sözkonusu “haklı şiddet”i zerrece mazur görmedi. Hapisten çıkar çıkmaz Winnie Mandela ile yollarını ayırdı.

Bizde de benzer “haklı şiddet” uygulamaları geçmişte ve günümüzde bazı gruplar tarafından uygulandı ve de uygulanıyor. Bu gruplar, karşılarındaki grupların saldırıları karşısında kendilerini silahla savunmaktan başka çarelerinin olmadığını iddia ettiler ve de ediyorlar. Kan davası ve düello mantığına alternatif aramadılar ve de aramıyorlar. Günümüzde bir halkın mağduriyeti mazeret gösterilerek “haklı şiddet” savunulmaya devam edebiliyor.

Artık bu “haklı şiddet” romantizmini bir kenara bırakmanın ve “haklı şiddet” dışı yöntemleri bulmanın ve uygulamanın zamanı gelmedi mi?

(Bu yazıdaki bazı bilgiler, H.Berktay’ın 29 Şubat 2012 tarihli yazısından alınmıştır.)

Reklamlar